OnlineMushaf

595. Sayfa

Beled, Şems, Leyl · 90:19–92:9

Beled Suresi البلد

وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ ١٩

Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.

عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌ ٢٠

Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.

Şems Suresi الشمس

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا ١

Güneşe ve onun ışığına,

وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا ٢

Ardından gelmekte olan aya,

وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا ٣

Onu ortaya koyan gündüze,

وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا ٤

Onu bürüyen geceye,

وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنَاهَا ٥

Göğe ve onu yapana,

وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا ٦

Yere ve onu yayana,

وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا ٧

Kişiye ve onu şekillendirene,

فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا ٨

Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:

قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا ٩

Kendini arıtan saadete ermiştir.

وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا ١٠

Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا ١١

Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.

إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا ١٢

Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا ١٣

Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti.

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا ١٤

Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.

وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا ١٥

Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.

Leyl Suresi الليل

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ ١

Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.

وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ ٢

Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.

وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْأُنثَىٰ ٣

Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:

إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ ٤

Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.

فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَاتَّقَىٰ ٥

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَىٰ ٦

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَىٰ ٧

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

وَأَمَّا مَن بَخِلَ وَاسْتَغْنَىٰ ٨

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَىٰ ٩

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

Meal: Diyanet İşleri