580. Sayfa
İnsan, Mürselat · 76:26–77:19
İnsan Suresi الإنسان
وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا ٢٦
Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.
إِنَّ هَٰؤُلَاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَاءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا ٢٧
Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.
نَّحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَا أَسْرَهُمْ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَا أَمْثَالَهُمْ تَبْدِيلًا ٢٨
Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.
إِنَّ هَٰذِهِ تَذْكِرَةٌ فَمَن شَاءَ اتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِ سَبِيلًا ٢٩
Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.
وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا ٣٠
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.
يُدْخِلُ مَن يَشَاءُ فِي رَحْمَتِهِ وَالظَّالِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا ٣١
Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.
Mürselat Suresi المرسلات
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا ١
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا ٢
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا ٣
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا ٤
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا ٥
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا ٦
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ ٧
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ ٨
Yıldızların ışığı giderildiği zaman,
وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ ٩
Gök yarıldığı zaman,
وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ ١٠
Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,
وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ ١١
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;
لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ ١٢
Bu, hangi güne bırakılmıştı?
لِيَوْمِ الْفَصْلِ ١٣
Hüküm gününe bırakılmıştı.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ ١٤
Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ١٥
O gün yalanlamış olanların vay haline!
أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ ١٦
Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ ١٧
Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ ١٨
Suçlulara böyle yaparız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ١٩
O gün, yalanlamış olanların vay haline!.
Meal: Diyanet İşleri