OnlineMushaf

452. Sayfa

Saffat · 37:154–37:182

Saffat Suresi الصافات

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ١٥٤

Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ١٥٥

Hiç düşünmez misiniz?

أَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُّبِينٌ ١٥٦

Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?

فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ ١٥٧

Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım.

وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًا وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ ١٥٨

Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.

سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ ١٥٩

Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.

إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ ١٦٠

Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır.

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ ١٦١

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

مَا أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِنِينَ ١٦٢

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَحِيمِ ١٦٣

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

وَمَا مِنَّا إِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ ١٦٤

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

وَإِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ ١٦٥

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

وَإِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ ١٦٦

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

وَإِن كَانُوا لَيَقُولُونَ ١٦٧

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ الْأَوَّلِينَ ١٦٨

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

لَكُنَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ ١٦٩

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

فَكَفَرُوا بِهِ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ١٧٠

Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَلِينَ ١٧١

And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.

إِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنصُورُونَ ١٧٢

Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.

وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ ١٧٣

Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ ١٧٤

Bir süreye kadar onlara aldırış etme.

وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ١٧٥

Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ١٧٦

Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنذَرِينَ ١٧٧

O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!

وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ ١٧٨

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ١٧٩

İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ١٨٠

Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir.

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ ١٨١

Ve selam, peygamberleredir.

وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ١٨٢

Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır.

Meal: Diyanet İşleri